Zor Tercih...

“This is a diary of hate” Film bu cümleyle başlıyor. Rastlantı sonucu karşılaşan bir erkek ve bir kadın büyülü bir aşkla bağlanıyorlar birbirlerine. Tutku dolu anlar yaşıyorlar. Ve bir gün bir buluşma sırasında başlayan hava saldırısında olan biteni öğrenmek için adam odadan çıktığında adamın bulunduğu bölüme bir bomba isabet ediyor. Az önce birlikte olduğu sevdiğinin şimdi orada öylece yattığını gören kadın dizlerinin üstüne çöküp pek de inanmadığı Tanrı'ya yalvarıyor. “İnandır beni “diyor.” İnandır beni, eğer onun bu kapıdan içeriye girdiğini görürsem sana inanacağım ve onu görmekten vazgeçeceğim.” Birazdan kapı açılıyor ve adam içeriye giriyor. Kadın o anda onun ölmüş olmasını istediğini ve yaptığı pazarlığın aslında ne kadar ağır olduğunu anlıyor. Biraz önce yerde cansız yatan sevgilisi artık hayattadır ama onu tamamen kaybetmiştir.

end of affairArtık bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecektir. “Seni insanlar bir kez bile görmeden seviyorlar değil mi?” İnsanlar bir kez bile görmeden Tanrı'yı seviyorlar.

İnsan sevdiğini görmediğinde aşk biter mi? Yoksa sevdiğini görmeden de onu sevmek mi aşk.

Graham Green’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan “Zor tercih” filmi “Bu bir nefretin günlüğü” diye başlıyor. Tutkulu bir aşkın ortasında sevdiğinin ölümüne tanık olan ve onun yaşaması için Tanrı'yla pazarlığa oturan bir kadının, sevgilisinin yaşadığını gördüğünde yaptığı pazarlığın ağırlığını anlaması ve bir insanı görmeden de aşkın yaşanabileceğini öğrenmesini anlatıyor.

Şiirler okuruz, aşkı ararız ya da aşkımızı anlatan dizelere oralarda rastlarız. Romanların sayfalarında dolaşırken de belki hissettiğimiz tutkuyu anlatan cümlelerle yolumuz kesişsin isteriz.

Belki sevdiğimizi görmeden onu sevebilmeyi sürdürdüğümüzde çekeceğimiz acılara yanmak yerine, hiç görmediğimiz, inanmadığımızı söylediğimizde bile başımıza gelen iyi şeylerde ya da kötü şeylerde bir Tanrı'ya seslenmenin gizli mucizesini hissetmenin ferahlığına benzer bir şeydir aşk. Görmeden de sevebileceğin bir başka insanın varlığını bilmek...

Ayrılığın yakıcılığını teninde damla damla akan bir kezzap gibi hissederek, tüm acısına ve kederine rağmen bir insanı görmeden onu sevmek.

Film boyunca “Tanrı’yı görmeden seven insanların” birbirini görmeden sevip sevemeyeceğini tartışıyor Sarah ve Maurice.

Belki de böyle bir aşkın peşine düştüğümüz için romanlar okur, şarkılar besteler, şiirlerin arasında dolanırız. Belki de gerçek hayatta bu mutluluğu yakalamış insanların romanlarda şiirlerde karşımıza çıkmasını bekler ya da gerçek hayatta yaşamak istediğimiz aşkları oralarda ararız. Kim bilir?

Evet, Suat Taşer’den bir şiirle bitirelim yazıyı.

... 
Pişman değil

Perişan değil

Ümitsiz de değil

Âşık dediğin

Sabırlı olmalı.

Bu yazarın ‘Bir çift neşeli ayak...’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Okur Yorumları

Sarıkavak - 02 Mayıs 2008 16:31
filmi çok merak ettim ya böyle güzel bi eseri tanıttığın için teşekkürler
Death solves all problems; no man, no problem!
nilanya - 02 Mayıs 2008 19:06
Sarıkavak yorumuna cevaben;

Ben ingilizcesini bulabildim..Yarım yamalak ingilizcemle filmi çok sevdim.Kitabının peşine düştüm.Haftaya kitap elimde olacak.Belki biraz da kitaptan bir şeyler anlatırım.Sayfada yazıların okunduğunu görmek çok hoş.Kİmseler ses çıkarmazsa ıssız bir sokağa bırakılmış sözcüklerim var gibi geliyor.Ama bir yerlerden birileri çıkıp yorum yapınca çocuk sesleriyle çınlayan neşeli sokaklarda dolanan cümlelerim var gibi hissediyorum.Teşekkürler.


nilgün
Sarıkavak - 02 Mayıs 2008 19:55
nilanya yorumuna cevaben;
:D
Death solves all problems; no man, no problem!
nilanya - 02 Mayıs 2008 20:16
Sarıkavak yorumuna cevaben;
Hani yeni yazılar nerde?
nilgün
mavideniz - 02 Mayıs 2008 22:59
İlle de aşk. yaşanan tutkulu aşklar herkesi etkiliyor değilmi? dediğin gibi belki böyle aşklar yaşamak istememizdendir duyduğumuz ilgi. Savaşta barışta kavgada her yerde aşk. Bu kadar karanlığın ortasında bu da iyi geldi arkadaşım. Sevgilerr
nilanya - 02 Mayıs 2008 23:18
mavideniz yorumuna cevaben;
Hayat kimseye böyle zor tercihler yaşatmasın.Dileğim bu.Ama hayat işte. Kimin payına ne düşeceği bilinmiyor.Siz bir hikaye kurarken size doğru gelen hikayede sizin için yazılmış bir rol mutlaka oluyor.Ve sizin yazdığınız rolün içine usulca ya da şiddetle sızdığında neye uğradığınızı anlayıncaya kadar olan çoktan olmuş oluyor.Hayat hep gülen yüzüyle günaydın desin.
nilgün
ANeMol - 03 Mayıs 2008 12:14
mavideniz yorumuna cevaben;
  Kitabı en kısa zamanda alıp okumalıyım.  çok etkilendim.  duygularım   karmakarışık  yorum yapamak   istiyorum yapamıyorum.  aklıma gelen ilk şey   insan görmediği    Tanrıyı   seviyor hemde çok..buna  Allah aşkı diyor   o  zaman  görmediği aşkını   da  sevebilir   düşünebilir   içinde büyütebilir   ele ve dile düşürmeden   sevgiler..
nilanya - 03 Mayıs 2008 12:21
Zor Tercih Oğlak Yayıncılık Graham Greene.Bence de okumaya değer.Ben de size teşekkür ederim.Yazımı okumanız da beni mutlu etti.
nilgün
ANeMol - 03 Mayıs 2008 12:44
Al Beni Gidelim Buradan
Al beni gidelim buradan
Yada ben gideyim senden

Gideyim,
Gidiyorum diye üzülme
Çekmem gözlerimi gecenden...

Hatırlatırım sana kendimi,
Anlamsız bir rüyanın son hecesinde...
Yarın sabah olmasa da
Bir sabah kalkacaksın
Her sabahtan erken, hiç gerek yokken
Dudaklarındaki tebessüm güldürecek insanları
Hep sevecekler seni
Benim seni hep sevdiğim gibi...

Anlamadın di mi?
Gittim ama mutluluğu bıraktım kanına! .. Ceyhun Yılmaz
Sarıkavak - 03 Mayıs 2008 13:07
nilanya yorumuna cevaben;
geliyo geliyo bi hafta için de 5 tane gelio
Death solves all problems; no man, no problem!
nilanya - 03 Mayıs 2008 13:11
ANeMol yorumuna cevaben;
"Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin "
nilgün
nilanya - 03 Mayıs 2008 13:14
Sarıkavak yorumuna cevaben;
Evet ya lütfen yazın.Bir dili sevmenin yolu anadiline layık olmakla ilgili.Anadilinde konuşmak yetmez yazabilmek de gerekir.Ve bence bu sayfada yazısı çıkan herkes daha sık yazmalı ki www.turkmag.com uzun soluklu olsun... 
nilgün
Sarıkavak - 03 Mayıs 2008 13:35
nilanya yorumuna cevaben;
size katılıyorum yalnız bu aralar pek yazamıom ben de kendi çağpımda turkmag benzeri bi çalışmaya imza atmaya çalışıyorum ve şimdilik olacak gibi görünüo eğer başarabilirsem ilerde sizi de beklerim
Death solves all problems; no man, no problem!
yıldız yağmalı yüreklere - 03 Mayıs 2008 14:16

Tanrıyı ya da birini sevmenin ötesinde sevme fikrini seviyoruz sanırım. Aşık olmak ve o aşkın içinde kaybolup gitmek besliyor bizi... Çoğumuzun hayatında yok mudur, çok sevdiğimiz ama göremediğimiz, görsekte hissettiğimiz sevgiyle dokunamadığımız hatta bakamadığımız, aşkımız ya da dostumuz. Birini göremeden sevmek... Kaybettiğimiz dostlarımız yok mu? Hani şu yerinden memnun olup da dönmeyen kayıplarımız. Onları bir daha göremeyeceğimizi biliyor ama sevmekten vazgeçmiyoruz. Keşke bir yerlerde yaşadıklarını bilsek de yine göremesek. Adı geçen romandaki kadın kahraman... Kendimi onun yerine koydum bir an aynı şeyi yapardım. Sanırım hepimiz böyle yaparız. Aşk böyle fedakarlıklara alışık değil mi zaten?


Gülce
nilanya - 03 Mayıs 2008 14:28
yıldız yağmalı yüreklere yorumuna cevaben;

Bence de insan sevdiğini görememenin acısını tüm yakıcılığına rağmen onun yaşamasına tercih eder.İnsan sevdiğini görmediğinde de sevebilir...


nilgün
ANeMol - 03 Mayıs 2008 15:18
nilanya yorumuna cevaben;

vaz geçtim   gitmiyorum    güzel  arkadaşım..zor  bulmuşum  sizleri     bırakırmıyım hiç ..sevgilerin en büyüğünü gönderiyorum  sana .


ANeMol - 03 Mayıs 2008 15:18
nilanya yorumuna cevaben;

vaz geçtim   gitmiyorum    güzel  arkadaşım..zor  bulmuşum  sizleri     bırakırmıyım hiç ..sevgilerin en büyüğünü gönderiyorum  sana .


nilanya - 03 Mayıs 2008 15:27
ANeMol yorumuna cevaben;
Şimdi merak ettim bir tanışıklığımız var mı diye? 
nilgün
nilanya - 03 Mayıs 2008 15:28
nilanya yorumuna cevaben;
Yukarıdaki dizeler Cemal Süreya'nın bir şiirinden.
nilgün
ANeMol - 03 Mayıs 2008 16:22
nilanya yorumuna cevaben;

 tanışmıyoruz  ama  yazılarınızın  sıcaklığından  olsa  gerek    sanki tanıyor gibiyim   tanıyor olmasakta   turkmag ailesinin üyesiyiz  dostuz  arkadaşız. insanları  seven   dostluğa arkadaşlığa değer  veren biriyim  samimiyetim  bundan .sevgiler


nilanya - 03 Mayıs 2008 17:03
ANeMol yorumuna cevaben;
Çok teşekkürler.Doğru söylüyorsunuz.Turkmag tanışıklık için yeterli.Bazen tanıdıklarda buralarda oluyor.Acaba bir arkadaşım bana şaka mı yapıyor dedim.Merakım ondan.Dostluğa ,arkadaşlığa önem veren birisi olduğunuz samimiyetinizden belli.Tekrar teşekkür ederim.İyi ki buradasınız.
nilgün
Sarıkavak - 03 Mayıs 2008 18:05
nilanya yorumuna cevaben;
bi hoş oldum ya bu sıcak ortamı görünce :) inşallah hiç bozulmaz
Death solves all problems; no man, no problem!
nilanya - 03 Mayıs 2008 18:17
Sarıkavak yorumuna cevaben;

Bir adım iyilik,bir adım hoşgörü,bir adım saygı...Nefret hızlı büyüyen zehirli sarmaşık gibidir.Havadaki nemden bile beslenir.Sevgi özenli ellerde beleye beleye büyür emek harcamak gerekir.Hani ne diyordu 'Selvi boylum al yazmalım'da 'sevgi emektir'... Hepimizin hayatında ters giden bizi yoran,bunaltan şeyler olur.Ama her sabah yeni bir gün doğar.

Merhaba kalan ömrümüzün ilk günü...


nilgün
BatoR - 03 Mayıs 2008 21:04

İçtenliğinize, dizelerinize, duygu ve düşüncelerinize,; tüm bunları paylaşıyor olmanız ne güzel!

Turkmag adına hepinize teşekkürlerimizi sunuyoruz efem... 


ille de Turkmag...
nilanya - 03 Mayıs 2008 21:45
BatoR yorumuna cevaben;
Sevgili Bator geçen gün aklıma düşen bir şiiri bulmak için google da tarama yaptım şiirin dizelerini yazdım ve ara dedim karşıma ilk sırada  www.turkmag.com da kendi yazımda kullandığım şiirle birlikte turkmag çıktı.Doğrusu bundan çok hoşlandım.Sanırım emekleriniz hiç de boşa gitmiyor.Harcanan zaman verilen çaba böylesine bir karşılık buluyorsa ne kadar gururlansanız az.Teşekkürler sevgili turkmag.
nilgün
nilanya - 04 Mayıs 2008 08:12

Bedri Rahmi’den bir şiir.....
 

"Yalnız
Yalnızlığın kadarsın
Yalnızlığın mis kokmalı
Yalnızlık dediğin büyük bir zindan
Dünyanın en kalabalık zindanı
 Dinden imandan çıkarır
Ama öyle bir adam eder ki insanı"


nilgün
mavideniz - 04 Mayıs 2008 21:12
Sanırım ben de tam bir TURKMAG lı oldum nedersiniz?
nilanya - 04 Mayıs 2008 21:22
mavideniz yorumuna cevaben;
Sevgili mavideniz bence de öyle oldu.Nedense burası sanki kapısından içeriye girdiğimde ferah bir huzurla dolaştığım bir bahçe gibi oldu.Yazıların altında yorumlar gördüğümde yazıların okunmasına sevindiğim kadar sohbet ediyor olmak da benim için bir tutku oldu.O zaman sayfa sanki hayat buluyor.Bence hepiniz harikasınız.Sevgiler.VE nerede yeni yazılar ,şiirler ..Bekliyoruz hadi.
nilgün
ilsev - 05 Mayıs 2008 09:05
Filimdeki kadın kahraman gibi sevdiğimin ölümü ile yaşaması arasında onu görmemek pahasına bir seçim yapmak zorunda kalsam elbette yaşaması için onu görmemeyi kabullenebilirim. Ama gerçekte bu, o kadar da kolay değil değil mi?Ama aşk zor olanı seçmek demek bir yerde.
ilsev - 05 Mayıs 2008 09:09
Buna rağmen bencil taraflarımız da var elbette ki. Sevdiğimizi yanıbaşımızda görmek her zaman daha mutlu eder bizi. Onunla birlikte olduğumuz anlar başkadır. Gözlerimizin içi güler, tenimiz daha bir berrak, hareketlerimiz daha canlı olur. Sevdiğimin uzaklarda yaşadığını bilmek güzel elbette ama başka tenlere dokunduğunu ya da başka gözlere baktığını bilerek yaşamak farklı bir ölüm gibi geliyor bana. Acaba ben çok mu bencilim ya da kıskancım ne dersiniz?
nilanya - 05 Mayıs 2008 09:10

Zaten onun için zor tercih.Üstelik adam neden terkedildiğini anlayamamanın şaşkınlığında bir süre sonra bir tür intikam duygusuyla geliyor.Ve "bu bir nefretin günlüğü" diye başlayan cümle adama ait.

Hakikaten zor tercih..


nilgün
ilsev - 05 Mayıs 2008 09:11
Sabah sabah kendimi gözden geçermeme her şeyi bir kere daha düşünmeme neden oldun sevgili nilanya. Bütün işlerimi bıraktım düşünüyorum. Düşünmek güzel. Sen bunu hep yapıyorsun. Yazılarınla insanları bir kez daha düşünmeye sevk ediyorsun. Yazmanın en güzel tarafı da bu bence. Sevgiler
nilanya - 05 Mayıs 2008 09:17
ilsev yorumuna cevaben;
Bu nasıl güzel bir haftabaşı oldu böyle.Pazartesiye gülümseyen yorumlarla başlamaktan daha iyi ne olabilir ki.Alanya'dan kucak dolusu sevgiler.
nilgün
nilanya - 05 Mayıs 2008 09:26
ilsev yorumuna cevaben;
Bir Aşk tanımı da Mehmet Altan'dan

"Aşk,insanoğlunun kanının damarlarında şırıl şırıl aktığını duyduğu,kalp
atışlarının normale döndüğünde ‘öldüğünü sandığı’ ve kendi günahlarını aşmak
için kendi kendini kışkırttığı bir dönemin adıdır. Kışkırtmanın şehvete
döndüğü andır."
 “Kendinle bir üçüncü şahıs üzerinden ilişki kurmaktır. Aslında aşk
hikayesinin kendi kendine bir başkası olmadan yaşayamayacağın, ama kendi
kendine yaşadığın bir macera, bir duygu patlamasıdır. Kendi içinde
taşıyamayacağın bir enerjinin kinetik hale gelmesidir. O enerjiyi insan,
kendi çapına, algısına, hassasiyetine, zekasına ve yaşam birikimine göre
kullanır. “
“Seçilmiş biri değil, duygunuzun yapıştığı biridir.”
 


nilgün
nilanya - 05 Mayıs 2008 09:40
ANeMol yorumuna cevaben;

Sevgili Anemol şiiri sevmen bile bence yazı dünyasına dalmanı kolaylaştıracak ilhamı kalemine kondurmuştur.Korkmadan dokun tuşlara bak orada bekliyor seni ilham perisi.Hadi kolay gelsin.


nilgün
ANeMol - 05 Mayıs 2008 18:52
nilanya yorumuna cevaben;

Çok teşekkür ederim  beni  yüreklendirdiniz   sağolun   var olun  sevgiler...


nilanya - 05 Mayıs 2008 19:02
ANeMol yorumuna cevaben;
O yürek zaten sizde var bence olmasa buralarda işiniz ne?Kalemde ilham perisi sıkılmasın .Hadi.Ha bir  de hemen olmaz silmeyi de bilmek gerek.Sildikçe yazı olgunlaşır.Size bir sır  sildiklerinizi de atmayın,bazen dönüp baktığınızda bu iyiymiş dediğiniz cümleler saklanmış bekliyor olabilir.Bunları sanki ben yazarmışım da akıl veriyormuşum gibi düşünmeyin.Beni de cesaretlendiren tukmag oldu.Hadi kolay gelsin.
nilgün
elifsude - 05 Mayıs 2008 22:27

AŞK...kolay kolay bitmeyen bir duygudur... sadece sevdiğini görmekle de sınırlı değildir kişi sevdiğini görmesede sever zaten ...seven kişi küçücük bir resmiyle de  yetinir sevdiğinin,sanki sevdiğini görmüşçesine mutlu olur resme baktıkça ...AŞK sevdiğini görmeyince bitecek bir duygu değildir eğer insan sevmişse eğer aşık olmuşsa bikere sevdiğini her an görüyormuş gibi hisseder kalbinde.gözlerini kapadıkça o gelir gözlerinin önüne ...onun gülüşü, parlayan gözleri, kıvrım kıvrım kirpikleri ...mesela arabanın camına yaslayınca başını kapatır gözlerini ve  sadece onu hayal eder  birlikte geçirdiği o kısacık zamanı getirir hep hayaline ... bence AŞK  budur işte..görmeden de sevebilmek. sevgili NİLANYA kaleminize ve yüreğinize sağlık tüm yazılarınızı beğeniyle okuyorum ve hepsinede yorum yazmak istiyorum...özellikle yorumlarıma cevap vermenizi sabırsızlıkla bekliyorum böylelikle sohbet etme imkanı bulduğumuza inanıyorum ...sevgiyle kalın


ANeMol - 06 Mayıs 2008 08:25
elifsude yorumuna cevaben;

 samimi  sıcak önerilerinizi  dikkate alıcam sevgili nilenya  çok teşekkür ederim   yazılarınız gibi isminizde çok güzel   sevgi  ile kalın.


nilanya - 06 Mayıs 2008 08:31
ANeMol yorumuna cevaben;
Günaydın...Gün gülümseyerek merhaba desin..
nilgün
ilsev - 06 Mayıs 2008 09:16
nilanya yorumuna cevaben;
Günaydınnn, gün seninle gülümsüyor zaten... Öyle sevgi dolusun ki ve bunu öyle güzel yansıtıyorsun ki, yorumları okudukca senin benim dostum olmandan gurur duyuyorum. Sevgiler
nilanya - 06 Mayıs 2008 10:14
ilsev yorumuna cevaben;
Hayat var ya hergün ne güzel süprizler yapıyor.Şimdi fabrikanın içinde dolanıp buraya geldim baktım yorum var  merak ettim.Doğrusu bu da hayatın süprizlerindendi çok sağol.Sevgiler.
nilgün
ilsev - 06 Mayıs 2008 10:53
nilanya yorumuna cevaben;
Burda çok güzel bir atmosfer var. Pozitif enerji ile doluyor içim. Bi taraftan işimi yapıyorum bi taraftan içim kıpır kıpır kalkıp yerimden şöyle bir insanların arasında dolaşıyorum. Sanki burdaki sevgiyi onlara taşımak istermiş gibi. Gözlerinin içine gülümseyerek sevgi ışıklarını bırakıp geliyorum. Bu ne güzel bir duygu alışverişi değil mi? Ben herkes adına teşekkür ediyorum sana.
nilanya - 06 Mayıs 2008 15:35
ilsev yorumuna cevaben;

Sağol  sağol sağol....


nilgün
nilanya - 06 Mayıs 2008 20:09
elifsude yorumuna cevaben;

Bana yazıyorsunuz ya ben mektupların olduğu zamanlardan kaldım.Postacının beklendiği zamanlardan.Yazılan mektubun belki de bir ayda elimize geçtiği zamanlardan.Şimdi aslında daha kolay. Yazıyorsun ve yazdığınız kişi "online"  ise cevap hemen geliyor. Zaman hız çağı .bu bazen derinliği ortadan kaldırabiliyor.Ama derinliği yakalamak hıza rağmen de mümkünmüş.Bunu bana buradan yorum yazan arkadaşlar öğretti.İnanın heyecanla, hiç tanışmadığım kişilerden gelecek mektupları bekler gibiyim.Yorumlarınız sayesinde artık sadece fatura getiren postacının yerini yeniden dost mektupları getiren turkmag aldı.Çok teşekkür ediyorum.

Aşk için söyleyeceğim ise  herkes aşkı başka türlü yaşar.Sanki bazıları aşka aşık olur.Dışardan bakanlar anlamaz onun ne yaşadığını ve bence pek de anlatılamaz.Eğer çok kolay olsaydı anlatmak binlerce yıldır bu kadar şey yazılmazdı aşkı anlatan.İyi ki aşk var.Gerisi boş..


nilgün
nilanya - 06 Mayıs 2008 20:17
elifsude yorumuna cevaben;
Cevap vermekte geciktiğimi düşünme sevgili elifsude .Umarım cevabımı okursun sevgiler.
nilgün
elifsude - 06 Mayıs 2008 22:12

Sevgili Nilanya eve şimdi geldim ve inanın ilk işim gelir gelmez Turmagı açıp yorumunuzu okumak oldu .teşekkürler ...sevgiyle kalın


nilanya - 06 Mayıs 2008 22:20
elifsude yorumuna cevaben;
Sevgiler selamlar..
nilgün
mavideniz - 07 Mayıs 2008 16:56
elifsude yorumuna cevaben;
Elifsude sizi merak ettim elimde olmadan. Sanki hep tanıdıkmışsınız gibi geliyorsunuz. Hani yazılarrr sevgilerr
elifsude - 07 Mayıs 2008 18:05

Sevgili Mavideniz daha önceden bir tanışmışlığımız yok...teşekkürler SEVGİYLE KALIN .


nilanya - 07 Mayıs 2008 21:49
elifsude yorumuna cevaben;
Elifsude burada olmanız çok güzel.Size Alanya'dan sevgiler gönderiyorum.
nilgün
elifsude - 07 Mayıs 2008 22:29

çok teşekkür ederim sevgili NİLANYA ben de size ve ALANYA ya sevgi ve selamlarımı gönderiyorum...SEVGİYLE KALIN.


elifsude - 07 Mayıs 2008 22:39
Asıl sizinle sohbet etmek benim için çok güzel sevgili NİLANYA ...
nilanya - 07 Mayıs 2008 22:42
elifsude yorumuna cevaben;
erdincernilgun@hotmail.com e-mail adresim pek zamanım olmaz genelde işler buralarda çok yoğun olur ama bakarsınız MSN de karşılaşırız.Sohbet etmek benim de hoşuma gider.
nilgün
ilsev - 08 Mayıs 2008 16:26
Yaylanın serin, buğulu havasından sıcacık sevgiler gönderiyorum.
ilsev - 08 Mayıs 2008 16:29
Şiir göndermeye çalışıyorum ama düz yazı gibi çıkıyor. Her seferinde vazgeçiyorum. Burdan yetkililere duyrulur.
nilanya - 08 Mayıs 2008 16:42
ilsev yorumuna cevaben;

Evet yazı sayfasında böyle olabiliyor bazen.Şiirler düz yazıya dönüşüyor.Alanya'dan sevgiler selamlar.


nilgün
ihtiyar_zeus - 14 Mayıs 2008 23:38

Nilanya,

Kömür tozu taşır cebinde

Nilanya

Aryalar okur çalınmış gençliğine

Nilanya

Papatyadan icazet alır sevgisine

                 Nilanya

Büyür elleri, cıva rengi gökyüzünü aralar

                 Nilanya

Tanrılardan şiirler çalar, sorar

                 Nilanya

Gündüzün efendileri korkar ya

                                        Nilanya

Sesini ırak etmez /feryattan/ müjdeler isyana

                                        Nilanya

Köroğlu olur Pir olur / Sultan olur sevdaya

                                        Nilanya

Satırlara satırlar ekler alnın ortasına

                                                       Levent Gülten / ihtiyar_zeus 
 

                                
 

 


nilanya - 15 Mayıs 2008 10:37
ihtiyar_zeus yorumuna cevaben;
Merhaba..Yazımı yorumlananlar arasında gördüğümde sevindim;ama yorumda bir şiirle karşılaşabileceğimi doğrusu tahmin edemezdim.Öncelikle teşekkürler.Adım Nilgün ,Alanyalıyım ve kendime mahlas ararken kendiliğinden gelen Nilanya hoşuma gitti, aslında biraz da çekinerek kullanıyordum.Kendini beğenmişlik gibi algılanmasından korkmuştum.Artık rahatlıkla bu adı benimseyebilirim.Teşekkürler.
nilgün
nilanya - 15 Mayıs 2008 10:42
ihtiyar_zeus yorumuna cevaben;
Zor tercih filmini izlemiştim.Kitabını da yeni bitirdim.İsteğim aşk ve nefretin nasıl aynı kaynaktan beslenebileceği üzerine bir yazı yazmaktı biraz kararsız kalmıştım.Kitap ve film inanç üzerine bir tartışma yapılıyor..Daha fazla bilgi yok.Yazsam iyi olacak sanırım.
nilgün
nilanya - 15 Mayıs 2008 17:01

Bu şiir de size aitmiş...Artık www.turkmag.com da yeni şiirlerinizi de okuruz belki. 

1. Rüya

1. RÜYA

I
elinde toprak yarası
gözleri yumuk yumuk
akışkanların kıyısında geziyor çocuk
poyraz yakmış yüzü
yazıdan gelir karanlık gözü
dedem korkut biçare
bulamadı adın koyacak sözü

II
ak göğsünü üstünde taşıdı
konduğu her bağı has bahçe
yudumladığı bir avuç suda
ummana karıştım sandı
bir ah çeksem şu karşıki dağlar yıkılır sandı
ilk gecenin rengine kandı
göğsünü verdi de çınara kendi derdine yandı

III
gözüne sıra sıra perdeler dizildi
köstekli saati bir garipti


akışkanların iklimine daldım derken
bir “ooof” zamanı yükseldi güneş
ayağı kaydı çocuğun 

Levent Gülten

 
nilgün
ihtiyar_zeus - 16 Mayıs 2008 01:01
nilanya yorumuna cevaben;

Teşekkür ederiz,

Beğenmiş olmanız, ses vermeniz beni ve kendimi çok mutlu etti. Siteye tesadüfen rastladım. "Şiir yazanın değil, ihtiyacı olanındır." sözünün kime ait olduğunu bir an unuttum ve bunu ararken sizin bir yazınızla tanıştım. Sonra yazınız bana adınızı tanıştırdı. Bu tanışıklık bizi güzel yerlere götürdü, biz de gelirken elimiz boş gelmek olmaz ayıp olur dedik ve size çıkınımızda "Nilanya"yı getirdik. Cevabınızı görünce dedik ki "iyi etmişiz de getirmişiz." 

Yola düştükçe getiririz, yani elimizden geleni yapmaya çalışırız yeter ki mutluluk ılgıt ılgıt essin. Zaten şiir bir yolculuk hikayesi, biraz bu yolculuğun anatomisi değil midir? Lakin bazen o gücü kendimizde bulamıyoruz, takatimiz olmuyor, yolculuğa çıkamıyoruz. Bu duruma çok üzüldüğümüzü söylemeliyim. Bunu "kendim" duysa belki kızar; ama ben gene de söyledim, kızarsa kızsın. 

"Nilanya"yı getirdiğimiz yolculuğa çıkarken "Ben" dedi ki, "Üstat, bu Nilanya çok güzel bir korsan gemisinin adı olabilir. özgürlüğüne düşkün, kendiyle var olan bir korsanın gemisinin adı" "Kendim" biraz çıkıştı "ben"e, "Kosranlar başkalarının canını acıtır, kendimce bu öyle bir varlıkta vücut bulmaz." daha sözünü bitiremeden "ben" atıldı, "hayır" dedi, zaten sen her zaman böyle maddeyle düşünürsün, bu Korsan hep adını arayan, deryalara ahti olan bir Korsan, fırsatını buldukça benini zayıf gördükçe kendini soyan kendinin hazinelerini yağmalayan lakin çoğunda eli boş dönen bir Korsan" Biz biraz düşündük bunun üzerine ve güvertesinde mağrur ve mütebessim, zülfünü yelken yapmış, dalgalarla kucaklaşan bir Korsan aramaya koyulduk. "Ben" haklıymış yani en azından öyle düşünüyoruz, bulamasak da o Korsanı, sesimizi duyurduğumuzu düşünüyoruz.

Kendim ve Ben yine teşekkür ederiz, armağanımızı beğendiğiniz için...   


nilanya - 16 Mayıs 2008 10:29
ihtiyar_zeus yorumuna cevaben;
Yeni-bu ne demekse şiirin yenisi eskisi mi olur? Şiirin zamanı yoktur. Sonsuzluk denen şey belki de zamanın parçalara ayrılmadığı ,ay,yıl,gün,saat olarak adlandırılmadığı yerdir.- şiirlerinizi buralarda görmek isteriz.Sanırım dikkatinizi çekmiştir bu sayfada  şiirseverler gittikçe çoğalıyor.
nilgün
07devrim - 16 Mayıs 2008 12:53
Öyle güzel yazmışsınız ki çok merak ettim filmi ilk fırsatta izlemek istiyorum. Sevgiyle kalın.
nilanya - 16 Mayıs 2008 13:05
07devrim yorumuna cevaben;

Teşekkürler beğenmenize çok sevindim.Film gerçekten çok güzel,kitap daha ayrıntılı ve ilginç bir inanç tartışmasıyla okuyanı içine çekiyor.O zaman filmin anlamı daha da  artıyor.Sevgiler,selamlar...


nilgün
mesuturka - 17 Mayıs 2008 14:58
aferin hemen filmi buluyorum arşive koyuyorum....sevmek içinmi görmek gerekir?yoksa görmek için sevmekmi?
kskmst
nilanya - 17 Mayıs 2008 15:55
mesuturka yorumuna cevaben;

Aslında aşk,sevgi herkeste farklı izler farklı tadlar bırakır.Hayatı nasıl içinize çekiyorsanız sevdiğinize,sevdiklerinize öyle bakarsınız.

Mesela annem der ki"Ayakları göl,başları pınar olsun,ateş vermedik komşu olsunlar" Yani onların rahatı yerinde olsun,mutlu olsunlar ben görmesem de olur."Bu bana sevginin karşılık beklemeden yaşananının daha cazip olduğunu anlatır.Eğer aşksa sözkonusu olan o da sizi seviyorsa daha ne olsun...Evet film gerçekten güzel.Ama bu da hayata bakışınızla ilgili belki de hiç sevmeyeceğiniz bir film ile karşılaşabilirsiniz.Ben sevdim belki siz sevmezsiniz.Ben yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.Ben de sizin yazılarınızı  okuyorum ama  hemen yorum yapamıyorum bazen bir süre geçmesi gerekiyor.


nilgün
nilanya - 18 Mayıs 2008 01:37
Bak mesuturka ben de kendi yazıma yorum yaptım.Hiç komik değil.Ben kendime çiçek almayı da,dondurma ısmarlamayı da güzel bir gökyüzüne bakışlarımı çevirip harika bir dolunay manzarası sunmayı da seviyorum.Kime zararı var ki bunun.
nilgün
mavideniz - 18 Mayıs 2008 12:46
nilanya yorumuna cevaben;
Bazen kendi kendine yorum yapmak gerekiyor. Çok iyi yapıyorsun nilanya.
nilanya - 18 Mayıs 2008 12:49
mavideniz yorumuna cevaben;

Merhaba kalan ömrümüzün ilk günü.Hayat hep gülümseyen yüzüyle günaydın desin.


nilgün
nilanya - 18 Mayıs 2008 13:27
mavideniz yorumuna cevaben;

Sevgili mavideniz aslında yorumdan öte bir sohbet havası olduğu için yazı altlarını seviyordum.Ama sanırım artık bundan vazgeçiyorum.Burayı sevmemin nedeni tanımadığım arkadaşlarla sohbet etme ayrıcalığıydı.Çünkü ben internet sohbetlerinden çok, telefon ya da çaylı kahkahalı sohbetleri,ya da yol boyu yürüyerek yapılan konuşmaları severim.Burası internetin mekanikliğinden biraz daha farklı ve zarif sesleri getiriyordu.

Yine de biraz bu sohbetlerden kaçınmaya karar veridim.Sevgiler..


nilgün
mavideniz - 18 Mayıs 2008 13:31
nilanya yorumuna cevaben;

:) msn ni açarmısın arkadaşım mekanik bir söyleşi yapalım

 


Yorum bırakmak için giriş yapınız.

Üye olup tüm avantajlardan yararlanmak için tıklayınız!